16 Ocak 2012 Pazartesi

VELİLERE TAVSİYELER

  Sayın Veli; çocuğunuzun derslerdeki başarısı için aşağıdaki hususlara önem veriniz.

1. Çocuğunuzun sağlık durumu ile yakından ilgileniniz. Hastalıklardan bir kısmı, çocuğun hayat enerjisini önemli ölçüde azaltarak onu dermansız bırakır. Bir kısmı ise; doğurdukları devamlı acı ve ağrılar yüzünden çocuğun ilgi ve dikkatini ders konuları üzerinde toplamasına engel olur. Sağlık durumu çocuğun okul başarısına etki ettiği gibi bazı rahatsızlıkların bilinmemesi veya tedavi ettirilmemesi birtakım uyumsuz davranışların da sebebi olacaktır.

2. Çocuğunuzu kahvaltı ettirmeden veya yemek yedirmeden kesinlikle okula göndermeyiniz. İlköğretimdeki çocuk hızlı bir büyüme ve gelişme dönemindedir. Bu konuda titiz olunuz. Yemeklerini zamanında yediriniz.

3. Çocuğunuzun kılık- kıyafetine özen gösteriniz. Kıyafetlerinin okul kurallarına uymasına ve temizliğine dikkat ediniz.

4. Çocuğunuzun derslerinin ve davranışlarının daha iyiye yönelmesi için, öğretmenlerle sıkı bir işbirliği kurunuz. Veli toplantılarına mutlaka katılınız.

5. Çocuğunuzun yaşamındaki en etkili çevre aile çevresidir. Çocuk yaşamında en çok etkili örnekleri ailesinden alır. Anne-baba olarak tüm davranışlarınızla çocuklarınıza örnek olunuz.

6. Çocuğunuzu iyi tanıyınız. Çocuklardan yapamayacağı şeyleri istemeyiniz. Onları yeteneklerinin ötesinde başarı göstermeye zorlamayınız.

7. Çocuğun tüm arzularının yerine getirilmesi ona her istediği şeyi yapabileceği, elde edilebileceği kanısının verilmesi veya tam tersi isteklerinin çok sınırlandırılması, hiç yerine getirilmemesi çeşitli uyumsuz davranışlar geliştirmelerine neden olacaktır. Bu konuda titiz olunuz.

8. Çocuğunuza yeteri kadar harçlık veriniz. Harçlığını mümkünse aylık veya haftalık olarak toptan veriniz. Böylelikle kendisini yönetmesini öğrenecek ve sorumluluk kazanacaktır.

9. Çocuklarınızı başka çocuklarla veya kardeşleri ile mukayese etmeyiniz. Her insanın sahip olduğu nitelikler farklıdır. Onları olduğu gibi kabul ediniz.

10. Çocuklarınızı korkutmayınız. Fazla baskılardan, bedeni cezalardan, olmayacak sınırlamalar koymaktan kaçınınız.

11. Çocuklarınızın belli davranışları için anne-baba olarak değişik davranış göstermeyiniz, aynı şekilde davranınız.

12. Çocuklarınızla iyi notların yanında zayıf not almasının da normal olduğunu ve çalışmakla durumunu düzeltebileceğini telkin ediniz.

13. Çocuğunuzun okul yaşantısı ile ilgileniniz. Anlattıklarını dinleyiniz.

14. Çocuğunuzun okul dışındaki arkadaşlarının kontrol ediniz.

15. Çocuğunuzun okul ve öğretmenler hakkında şikayetleri olursa onu dinledikten sonra okul yönetimi ve öğretmenler ile görüşünüz.

16. Öğretmenler öğrencisinden makul olan ders araç ve gereçlerini almasını istemişlerse, bunları zamanında ve yeterince temin ediniz.

17. Ders çalışırken, çocuğunuzu ev işi, çarşı, pazar işi için kaldırmayınız.

18. Çocuğunuzun mümkün olduğu kadar sosyal yaşantılar içinde, sosyal olmasını sağlayınız. Okul ve çevresindeki sosyal faaliyetlere katılmasına izin veriniz.

19. Çocuğunuzu sık sık eleştirmeyiniz. Hele bunu başkalarının yanında asla yapmayınız. Onun aşağılık duygusuna kapılmasını önleyiniz.

20. Beğendiğiniz takdir ettiğiniz taraflarını söyleyiniz. Onun kendine güven duymasını sağlayınız. Çocuklarınız arasında ayrım yapmayınız. Çocukları kıskandırmayınız. Hepsine sevgi ve ilgi gösteriniz.

21. İçinde bulundukları yaşlarda arkadaş çocuğunuz için çok önemlidir. Arkadaşı olmasına, iyi arkadaş seçmesine yardımcı olunuz.

22.Tv izlemede çocuğunuza iyi alışkanlıklar kazandırınız. Sürekli TV izlemek çocuğunuzun başarısını olumsuz yönde etkiler. Ancak bunu zor kullanarak değil ikna ederek gerçekleştiriniz.

23. Çocuğunuzun okuluna ve eve zamanında gelişini sağlayınız, varsa geç kalma alışkanlığını önleyiniz
 
24. Evde çocuğunuza rahat bir çalışma ortamı hazırlayınız. Çocuklarınızın zararlı alışkanlıklar edinmesine engel olunuz. Onları zararlı alışkanlıklara karşı duyarlı hale getiriniz.

25. Çocuklar önünde yapılan tartışmalar, kavgalar onları mutsuz, güvensiz ve endişeli olmalarına neden olur. Sorunlarınızın yanında konuşmayınız, münakaşa etmeyiniz.

26. Çocuğunuzun çeşitli sorunları için sınıf öğretmenine baş vurunuz.

27. Çocuğunuzun evde ders çalışmasını kontrol ediniz. Ancak sürekli şekilde “dersine çalış” ikazı olumsuz etki yapmaktadır. Ona güvendiğinizi belli ederek uyarınız.

28. Çocuğunuzun okula devam durumunu yakından izleyiniz.

29. Çocuğunuzun yanında ona uygulanan eğitimin tartışmasını yapmayınız. Okul ve öğretmenler ile ilgili görüşlerinizi çocuğun yanında açığa vurmayınız. Çocuğunuzun çalışma programı yapmasına, uygulamasına yardımcı olunuz. Planlı çalışma üzerinde durunuz.

30. Çocuklarınıza karşı sabırlı, soğuk kanlı ve anlayışlı olunuz. Doğal olarak onlar hata yapacaklardır. Kusurları ve kötü hareketleri olacaktır.

Çocuklar düşündüğünüz, istediğiniz gibi tavır ve davranışlar göstermiş olsalardı ailede ve okulda eğitim denilen şeye gerek kalmazdı.

(alıntıdır)

BESLENMENİN ÖNEMİ


    Çocuğun beslenmesi, zekası ve başarısını doğrudan etkiliyor. 

    İşte beslenmedeki püf noktalar...


    Uzmanlar, çocuğun beslenmesinin zekasını ve dolayısıyla başarısını etkilediğini belirtiyorlar. Ülkemizde sıkça görülen bebeklerde demir eksikliğine bağlı zeka gerilikleri hep yanlış beslenmenin ürünü. Çocukların ilk 6 aylık hatta 1 yıllık dönemde anne sütünü aldıktan sonra, protein, karbonhidrat açısından dengeli beslenmeleri gerekiyor. 

    Özellikle her gün belirli bir miktarda kırmızı et, tavuk veya balık yemeleri hem kansızlığın ortadan kalkması hem de beyin fonksiyonlarının gelişmesi açısından oldukça önemli. Etin yerini haftanın belirli günlerinde yenen yumurta da tutuyor ama burada faydalı olan bölümün yumurtanın sarısı olduğunun unutulmaması gerekiyor.

    Halk arasındaki inanışların da çocuklarda beslenme bozukluklarına bağlı sorunlara yol açtığı da biliniyor. Örneğin "kan yapar" diye pekmez yedirilen çocuklar, etten mahrum bırakılınca ortaya sorunlar çıkıyor. Oysa vücutta tek kan yapan madde et, bunun unutulmaması gerekiyor.

    "Kansızlığa neden olur" diye ilk 1 yılda içirilmeyen süt de çocuğun kemik yapısının gelişiminde olumsuz rol oynuyor. Oysa dengeli beslenen bir çocukta sütün kansızlığa yol açmadığı bilimsel açıdan da kanıtlanmış bir gerçek.

    İlköğretim Okulu çocuklarının başarısında önemli bir etken de sabah yapılan kahvaltı. Kahvaltı yapmadan okula giden çocukların, kahvaltı edenlere oranla derslere daha zor konsantre oldukları biliniyor.

(alıntıdır)

 



    Çocuklarımızın eğitim-öğretim hayatı boyunca en önemli görevler anne ve babaya aittir.

    Çocuk açısından eğitim hayatı boyunca aileden gördüğü destek büyük önem taşır.Bu bakımdan anne ve babalar için temel olan kendi beklentileri ile çocukların yetenek ve potansiyelleri arasında dengeli bir bekleyişe girmeleridir.Anne-babanın mükemmeli isteyen sürekli eleştirici tutumu,çocuğun başarısızlıklarını sık sık cezalandırma yoluna gitme,çocuğa olumsuz kişilik özelliklerine ilişkin sıfatlar yükleme (tembellik,haylazlık gibi)sadece çocuğun kendine olan güvenini zedeler ve başarı düzeyini daha da aşağıya çeker.Buna karşılık dikkat etmemiz gereken noktalar arasında şunlar sayılabilir.

    *Tecrübelerinizi ve yaşantılarınızı çocuğunuzla ne kadar paylaşmaya çalışırsanız çalışın çocuğunuz da sizin geçtiğiniz yollardan geçmek zorundadır.Böylece çocuk; kendi yeteneklerini daha iyi anlama ve tanıma fırsatı bulur.

    *Çocuğunuzun sevildiği,istendiği ve önemli olduğu duygusunu kazanmasına izin veriniz.

    *Çocuğun aldığı hatalı sonuçları eleştirmek yerine yavaş yavaş ve incitmeden daha iyi sonuçlar almasına yardımcı olmaya çalışınız.

    *Çocuğun sorumluluk yüklenmeye hazır olduğu zamanları biliniz ve olanak tanıyınız.

    *Çocuğunuz başarı gösterdiğinde takdir ediniz.

    *Çocuğa karşı farklı tutumlar sergilemekten kaçınınız.

    *Ceza vermekten çok teşvik edici olunuz.Hem çabayı hem de başarıyı teşvik ediniz.

    *Uygulamayı düşünmediğiniz bir cezayı tehdit olarak kesinlikle kullanmayınız.

    *Açıkladığınız kurallarda kararlı olunuz, dönüş yapmayınız.

    *Aşırı sevgi,aşırı korunma ve aşırı hoşgörü ile aşırı disiplinin zarar getireceğini unutmayınız.

    *Çocuğunuzu asla başkalarıyla yarıştırmayınız.

    (alıntıdır)

ANA BABA OLMAK


 



    Anne yada baba olmak, insan hayatının en önemli aşamalarından biridir. Her anne baba bu işlevi yerine getirirken çocuğunun tüm ihtiyaçlarını karşılamak ister.Günümüzde anne babalar çocuklarının yetiştirilmesine daha da özen göstermektedirler.Bu özen,beden sağlığında olduğu kadar; ruh sağlığında da görülmektedir.Anne babalar bilmektedirler ki çocuklarının kişiliğinin oluşmasında kendilerinin payı çok büyüktür.Anne baba olmanın okulu yoktur denir, bu iş bir beceri, bir sanat işidir.Ancak çocuk yetiştirmenin bilimsel ilke ve yöntemleri vardır.Bu ilkeler çoğunlukla evrenseldir. Çağdan çağa bazı değişmeler gösterse de, temeldeki ilkeler büyük bir değişime uğramamaktadır.

    Çocuklarımızı yetiştirip geliştirirken, onları ayrı bir kişilik geliştiren bireyler olarak görmeden, sözlerine kulak vermeden, davranışlarının anlamı ve nedenleri üstünde düşünmeden iyi tanıyamaz ve sağlıklı biçimde yetiştiremeyiz.

    Çocuğumuzun gelişimini ve başarısını etkileyen en önemli faktörlerden biriside anne baba tutumu ve yaşama şartlarıdır.Bu konuda çocuklarımız adına yapabileceğimiz küçük fedakarlıklar onların başarılarını devam ettirebileceği gibi, mutlu bireyler olarak topluma katılmalarını da sağlayacaktır.

(alıntıdır)

15 Ocak 2012 Pazar

OKULUMUZUN TARİHÇESİ


                Tarihçe:
     Yönetim bakımından, ( Küçükçekmece ilçe statüsüne girmeden önce Bakırköy İlçesine bağlı iken) okulumuz İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, Küçükçekmece Köyü, Cennet Mahallesi olarak adresi geçmekte idi. Okulun batısında Küçükçekmece Anadolu Lisesi ve Cennet Mahallesi mezarlığı bulunmaktadır.
     Okulumuzun tarihi Küçükçekmece Köyü’nün geçmişi ile ilgilidir. Köyümüzün adı hakkında çeşitli söylentiler vardır. Küçükçekmece’nin merkezinde köprü yapılmadan önce, gölün ayağı üzerinde “çekme” adı verilen ve karşıdan karşıya geçmeye yarayan sallar varmış. Taşıma bu şekilde yapılırmış. Daha sonra küçüklükleri ile bu adı alan sallar göl ve köyün adı olarak kalmıştır.
     İkinci bir söylentiye göre ,eskiden Küçükçekmece ve gölün çevresinde sürekli çökme olduğundan,buralara “çökme” deniliyormuş. Küçükçekmece adının da buradan geldiği söylenilmektedir.
     Küçükçekmece köyünde 1923 yılında, Fatih Mahallesinde bulunmakta olan bir kiliseyi kullanmak suretiyle “Eski Türkçe” yazı şekli ile 3(üç) sınıflı bir ilkokul açılmıştır. Açılan bu okul 1928 yılında “Yeni Türk Alfabesinde kullanılan harflerle” yeni öğretime geçmiştir.
     1939 yılında Küçükçekmece Köyü’nde bulunan halk tarafından 3(üç) derslikli yeni bir okul yapılmıştır, eğitim-öğretime bu yeni yapılan okulda başlanmıştır. Zamanla bu yapılmış olan okul da yerleşime açık olan ve her geçen gün göç alarak nüfusu hızla artan Küçükçekmece Köyü’ne yetersiz gelmeye başlayınca, 1960 yılında Cennet Mahallesi’ne, 1961 yılında Kanarya Mahallesi’ne birer okul yapılmış ve eğitim-öğretime açılmıştır. 1960 yılında yapılan Cennet Mahallesi’ndeki okul bizim okulumuzdur. O zamanlarda okul binaları baraka şeklinde olduğundan eğitim-öğretim baraka dersliklerde sürdürülmekteymiş. Bu baraka okulunda eğitim- öğretim 3(üç) yıl sürmüş. Daha sonra 17 Nisan 1963 yılında şimdiki okul bahçesinde bulunan binaya taşınılmış ve eğitim-öğretim burada sürdürülmüştür. Okul binasının bulunduğu arsa Mustafa PARS tarafından hibe edilmiştir. Okulumuz açıldığında Cennet Mahallesi,Yeni Mahalle,Cumhuriyet Mahallesi, Yeşilova Mahallesi,Sultanmurat Mahallesi ile Sefaköy ve Basınköy’den öğrenciler gelmekteymiş. Bu mahallelere yerleşenler çoğaldıkça her mahalleye okul yapılmış ve açılmış ancak okulumuzun mevcudu sürekli artmaya devam etmiştir. Bu nedenle büyük binaya ek olarak okul bahçesinde Selim PARS’ın bağışladığı arsa üzerine 1975 yılında yeni bir bina yapılmış ve 13 Eylül 1976 yılında bu bina da eğitim-öğretime açılmıştır. Sürekli artan göç ve nüfus artışı nedeniyle bu iki bina da yetersiz kalınca yine okul bahçesi içerisinde 1998 yılında yeni 31 derslikli okul inşaatı başlamış ve bu bina da tamamlanarak 11 Eylül 2000 tarihinde eğitim öğretime açılmıştır.
     1960 ve 1976 yılında yapılan binalar için 2010 yılında yıkım kararı çıkmış ve Mart-2011’de yıkılarak bugünlerde eğitim-öğretime açmayı planladığımız  modern ve sağlam binamız yapılmıştır.
     Şu an okulumuz Cennet Mahallesinin tamamına, Cumhuriyet Mahallesi, Yeni Mahalle ve Yeşilova Mahallelerinin bir bölümüne hizmet vermektedir.

KARDEŞ SINIFIMIZ

KARDEŞ SINIF KAMPANYASI PROJESİ
                Okulumuz 3/F Sınıfı “Kardeş Okul Projesi” kapsamında Gaziantep ili Nizip İlçesine bağlı Namık Kemal İlköğretim Okulundan 3/C sınıfı ile kardeş sınıf olmuşlardır.
                3/F sınıfı öğrencileri bu proje ile yurdumuzun çeşitli yerlerindeki yaşıtlarına yardım edebilmeyi amaçlamaktadır. Bu proje ile seçilecek olan kardeş sınıf için onların ihtiyaçları doğrultusunda bir yardım kampanyası düzenlenmesi amaçlanmaktadır.
                Bu projenin sonucunda öğrencilerin ve velilerinin çevrelerindeki insanlara karşı duyarlılıklarının yükselmesi ve kendileri dışındaki hayatın daha çok farkına varmaları beklenmektedir. Yardımlaşmanın önemi ve güzelliği konusunda deneyim sahibi olmaları ve kendileri dışında da zor durumda hatta kendilerinden daha zor durumda olan kişilerin varlığını fark etmeleri amaçlanmaktadır.
KARDEŞ SINIFIMIZ BİLGİLERİ:
KARDEŞ 3-C SINIF ÖĞRETMENİ:            KARDEŞ SINIF ADRES BİLGİLERİ:
İbrahim YILDIRIM                  NAMIK KEMAL İLKÖĞRETİM OKULU
                  NAMIK KEMAL MAH.
                  NAMIK KEMAL CAD. No:5
                                                           NİZİP / GAZİANTEP
              İbrahim YILDIRIM                                     3-C SINIFI ÖĞRENCİ SAYISI: 40 Öğrenci

Aytül Farquharson

Uyurken rüyada öğrenmek mümkün!

15 Ocak 2012
Yazı Boyutu:
Hani büyüklerimiz derdi ya “Gece yastığının altına koy kitabını, rüyanda görürsün bütün öğrendiklerini; sınavdan iyi not alırsın” diye. Eğer büyüklerinize, bir fili kuyruğundan papatyaya bağlamanızı söylemişcesine ters ters bakıp tavır takındıysanız şimdi, ciddi bir özür borçlusunuz hemen söyleyelim! Son yıllarda yapılan araştırmalar rüyalarımız üzerinde yoğunlaşan ve rüya neden görüyoruz ya da rüyalarımız ne anlama geliyor gibi soruların cevabını arıyor. Harvard Tıp Fakültesi psikoloji hocalarından Deidra Barrett’e göre rüyalar beynin farklı bir biyokimya ortamında incelediği günlük düşüncelerden başka hiçbir şey değil.

Uyurken, uyanıkken üzerinde yoğunlaştığımız sorunlardan başka bir şey görmüyoruz. Her ne kadar rüyalarımız bazen saçma sapan olsa da, araştırmacılar rüya için gerekli olan uyku pozisyonunun beynimizin gerçek düşüncelerimizi algılayış şeklini etkilediğini gösteriyor. 1950’li yıllarda ünlü film Beautiful Mind’ın hayatını konu aldığı Nobel Ödüllü matematikçi John Nash ile birlikte MIT’de (Massachusetts Institute of Technology) matematik dersi veren Don Newman adlı genç matematikçi rüyadan nasibini alanlardan.

Don Newman üzerinde çok uzun zamandır uğraşmakta olduğu matematik denklemini çözemez. Fakat bir gece rüyasında kendini MIT’deki ofisinde çalışırken görür. Aniden Prof. John Nash’in ofisine geliyordur ve ünlü profesör kendisine denklemin çözümünde yardımcı olacaktır. Don Newman sabah uyandığında aylardır üzerinde çalışıp çözemediği denklemi çözmüş olduğunu fark eder! Rüyalardan doğan yaratıcı güce verebileceğimiz örnekler burada bitmiyor. Frankenstein’in yaratıcısı Mary Shelley, Frankenstein karakterini ilk olarak rüyasında görmüş. Dr. Jekyll ve Mr. Hyde karakterlerinin yaratıcısı Robert Louis Stevenson da Shelly’nin ayak izlerini takip etmiş yaratıcılık konusunda.

Şarkı sözleri yazmış 

Hepimizin bildiği ünlü şarkı ‘Yesterday’ nereden çıktı dersiniz? Beatles grubunun ünlü üyesi Paul McCartney’nin ünlü şarkığı ‘Yesterday’in de yaratılışı bir rüya ile gerçekleşmiş. Paul McCatney, rüyasında gördüğü şarkıyı ve sözlerini sabah uyanır uyanmaz notaya döktüğünü söylüyor. Ya Mahatma Gandhi’nin İngiltere’yi şiddet kullanmadan protestosu? Gandhi‘ye göre bütün hadise basit bir rüyasının sonucunda ortaya çıkmış yaratıcılıktan ibaret!

Derin uyku şart... 


Uzun yıllardır araştırmalar bize artık ve hala şunu gösteriyor: Çalışıp yeni şeyler öğrendikten sonra yapılması gereken en önemli şey uyku uyumak. Araştırmalar derin uykunun yeni kazanılan bilgilerin depolanmasında ve hatırlanmasında olağanüstü önemli bir yeri var. Bu durumdan anne babaların yararlanabileceğini söyleyen uzmanlar yatmadan önce çocuklarla tekrarlanan derslerin en iyi sonucu almada etkili olduğunu hatırlatıyor...

Rüyalarımızdan nasıl maksimum fayda sağlayabiliriz?

1- Kafanızı kurcalayan sorunu yazın ve notu yatağınızın baş ucuna koyun. Ek olarak yanınızda bir kalem ve kağıt bulundurun.
2- Aklınızı kurcalayan sorun her ne ise, yatağa girmeden bir 10 dakika önce sorunu düşünmeye başlayın.
3- Yatağa girince problemi dikkatle inceleyin.
4- Uykuya dalmadan önce o konuda bir şeyler duymak ve görmek istediğinizi amaçlı olarak düşünün.
5- Uykudan uyanınca, hemen yataktan çıkmayın. Rüya ile ilgili hatırladığınız her şeyi bir kağıda not alın.