19 Ocak 2012 Perşembe

İYİ BESLENEN ÇOCUK BAŞARILI

Çocuğun beslenmesi, zekası ve başarısını doğrudan etkiliyor.
İşte beslenmedeki püf noktalar...


Uzmanlar, çocuğun beslenmesinin zekasını ve dolayısıyla başarısını etkilediğini belirtiyorlar. Ülkemizde sıkça görülen bebeklerde demir eksikliğine bağlı zeka gerilikleri hep yanlış beslenmenin ürünü. Çocukların ilk 6 aylık hatta 1 yıllık dönemde anne sütünü aldıktan sonra, protein, karbonhidrat açısından dengeli beslenmeleri gerekiyor.

Özellikle her gün belirli bir miktarda kırmızı et, tavuk veya balık yemeleri hem kansızlığın ortadan kalkması hem de beyin fonksiyonlarının gelişmesi açısından oldukça önemli. Etin yerini haftanın belirli günlerinde yenen yumurta da tutuyor ama burada faydalı olan bölümün yumurtanın sarısı olduğunun unutulmaması gerekiyor.

Halk arasındaki inanışların da çocuklarda beslenme bozukluklarına bağlı sorunlara yol açtığı da biliniyor. Örneğin "kan yapar" diye pekmez yedirilen çocuklar, etten mahrum bırakılınca ortaya sorunlar çıkıyor. Oysa vücutta tek kan yapan madde et, bunun unutulmaması gerekiyor.

"Kansızlığa neden olur" diye ilk 1 yılda içirilmeyen süt de çocuğun kemik yapısının gelişiminde olumsuz rol oynuyor. Oysa dengeli beslenen bir çocukta sütün kansızlığa yol açmadığı bilimsel açıdan da kanıtlanmış bir gerçek.

İlkokul çocuklarının başarısında önemli bir etken de sabah yapılan kahvaltı. Kahvaltı yapmadan okula giden çocukların, kahvaltı edenlere oranla derslere daha zor konsatre oldukları biliniyor.
(alıntı)
ÇOCUKLAR NİÇİN YARAMAZLIK YAPARLAR?
Çocuklar iki nedenden dolayı yaramazlık yaparlar; daha iyiyi bilmezler ya da yapmak zorunda oldukları şeyi yapmamayı seçerler. Doğru davranış için ana - baba ilk önce sorunun ne olduğunu tespit etmelidir. Yetersizlik mi yoksa itaatsizlik mi? Eğer çocuğunuz ne yapacağını bilmiyorsa, o zaman bunu düzeltmenin en iyi yolu, uygun davranışın ona öğretilmesidir.
Çocuğun ne yapacağından emin olması için " çok tekrar ettirerek düzeltme " olarak isimlendirilen pratik bir tekniği kullanabiliriz. Örneğin, çocuğunuz içeri koşarak girer ve kapıyı çarparsa ve siz bunun düşünceli bir davranış olmadığına karar verirseniz, içeri girdiği zaman kapıyı sessizce kapama fırsatını verebilirsiniz. "Şimdi kapıyı sessizce kapama gereksinimi var. Bunu on defa yap." Öte yandan, çocuğunuz uygulamadan sonra da kapıyı çarparsa , o zaman disiplin uygulamanın zamanıdır. Evinizde kapının sessizce kapatılmasının kural olduğunu söyleyin. "Bu kuralı yıktığın sürece ara-verme ( time out) sandalyesinde beş dakika harcamalısın. Sonra bana kapının nasıl kapatılacağını söyleyebilirsin." diyebilirsiniz. Bu noktada uygulama adedini iki katına çıkarın (20 defa). Eğer bütün bu teknikleri düzenli olarak uygularsanız, çocuğunuzun sorumlu davranışı öğrenmesi için ona yardım edersiniz.

YARAMAZLIĞIN HEDEFLERİ
Çocukları, okul ödevlerini bitirmedikleri zaman, tembel, inatçı, itaatsiz veya asi olarak tanımlarız. Bu çocuklarla çalışan yetişkinler, çok fazla engellenmiş olurlar ve sıklıkla çocuğun tam olarak istemediği, özen göstermediği duygusuyla bırakılırlar. Bu davranışın değiştirilmesine yardım etmenin bir yolu, ilk olarak bu durumun altında yatan nedenleri çözümlemedir. Rudolph Dreikurs' a göre yaramazlığın dört amacı vardır.
· Dikkat çekmek,
· Güç ya da yetki,
· Öç alma,
· Yetersizlik.
Çalışmaya başlayan fakat dikkati kolaylıkla dağılan öğrenci dikkat çekmeye gereksinim duyar. Bu öğrenci için, öğretmenin sıklıkla olumlu, hedef davranışa yönelik ilgisini yöneltmesi önemlidir. Bu çocuğa yardımın diğer yolları, yazılı yönergeleri işaretleyerek vermek çalışmanın engellendiği zamanları odak alındığı bir zaman gösterici kullanmak, hedef davranışla ilgili olarak ona model olacak bir arkadaşıyla eşleştirmek ve her bir bölüm tanımlandığında ödüllendirmeyi içerir.
Çalışmaya başlamayı reddeden ya da şurada burada oynayan öğrenci, öğretmeniyle güç ya da yetki mücadelesi girişiminde bulunur. Bu öğrenci tipi ödevi yapma yeteneğine sahiptir, fakat bunu yalnızca kendi anlayışına göre yapacaktır. Bu öğrenciyle sözleşme yapmak, özel ödüller, ödüllerin seçimi ve kişiselleştirilmesi konuları gibi stratejilerin kullanılması öğretmeni yetki mücadelesinden uzaklaştıracaktır.
Şikâyet eden, tartışan, öğretmenin haksız olduğunu söyleyen ve genellikle diğerlerinin çalışmasını bölen, engelleyen öğrenci öç almaya çabalar. Bu öğrenci hayatı adaletsiz olarak görür ve ortamda eşitliği sağlamayı amaçlar. Bu öğrenciye yardım etmek için, öncelikle onun duygularını daha olumlu ifade edebilmesini sağlayın. Bunun için, şikâyet zamanlarını listelemek, odasına bir öneri kutusu koymak, sınıf konseyi organize etmek, önerileri uygulamak ve öğrenci seçimlerinde, isimleri şapkadan seçmek gibi kişisel olmayan yöntemler uygulanır.
Ödevlerine sıklıkla bozan, bitirmeyen ya da teslim etmeyen öğrenci yetersizlik yaşar. Bu öğrenciye yardım etmek için, öğretmen çocuğun kendisine olan güvenini kazanmasına çalışmalıdır. Bu öğrenci tipi, sıklıkla gerçek olamayan hedefler tespit eder ve nerede başarılı olacaksa ona ilişkin hedeflerin saptanmasında yönergelere gereksinim duyar. Sevdiği bir konuda daha kısa ödevler vermek, doğru olmayan cevaplardan çok doğru cevapların altını çizmek, bir ödevin tamamlanmasında alternatif yollar sunmak ve başarılarını grafikle göstermek bunların hepsi güveni sağlar.
Çocukların katılımını sağlamak için sınıfta ödüllendirici bir ortam yaratmalıdır. Bunu yaparken olumlu davranışları pekiştirmeli, gelişmeleri ödüllendirmeli ve fazla ilgi duyulan etkinliklerden az ilgi duyulan etkinliklere doğru bir liste hazırlamalısınız. Bütün bunları yaptığınızda sınıfta yaramaz olmayan çocuklarınız olur.
Kathi Armstrong

GELECEĞİN SUÇLUSUNU YETİŞTİRMENİN 
EN BASİT KURALI
1. Daha küçükken çocuğa istediği her şeyi vermeye başla! Bu şekilde herkesin onun geçimini sağlamak zorunda olduğuna inanacaktır.
2. Kötü sözler söylediği zaman, gül. Böylece o kendisinin akıllı olduğuna inanacaktır.
3. Ona düşünmeyi ve beynini kullanmayı hiç öğretme 21 yaşına gelince kendisi karar versin, diye bekle.
4.Yerde bıraktığı her şeyi kaldır, kitaplarını, ayakkabılarını, elbiselerini, onun için her şeyi sen yap ki o bütün sorumluluklarını başkalarına yüklemeye alışsın.
5.Onun önünde sık, sık kavga et ki bu sayede aile bir gün parçalanırsa o da o kadar şaşırmasın.
6.Ona istediği kadar harçlık verin ki hiçbir zaman kendi parasını kazanmanın ne olduğunu öğrenmesin.
7.Yiyecek, içecek ve konforla ilgili bütün arzularını yerine getir ki istediklerini her zaman arzu etmeye alışsın.
 8.Komşulara, öğretmenlere, polislere karşı, daima onun tarafını tut ki onların hepsine karşı peşin hükümleri olsun.
      Bütün bunları ve buna benzer davranışları yaparak yetiştirdiğin kişinin, günün birinde başına gerçek bir bela gelirse, kendinden özür dile ama onu felaket dolu bir hayale hazırladığın için kendine teşekkür etmeyi de ihmal etme.
       Bu ilginç, aynı zamanda gerçek yazıyı Amerika Birleşik Devletleri Houston Kenti Polis Müdürlüğü Hazırlamış ve kentteki bütün evlere ve okullara dağıtmıştır.
(alıntı)
















ÇOCUKLARIMIZA BIRAKABİLECEĞİMİZ DEĞERLER

Toplantıya gideceğim. Baktım geç kalma ihtimalim var, bindim bir taksiye, muhabbetçi bir arkadaş. O anlatıyor ben dinliyorum.Tam işyerinin önüne geldik. Ankara'da Bakanlıklar. Diyelim ki. taksi parası 9.75 TL tuttu, ben 10 TL uzattım. Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya, taksici üstünü arıyormuş gibi yapar, siz de para üstünü alabılmek için bir ayak dışarda, inmemek için debelenirsiniz.Tam o sahne olacak. Şoför, para üstü varmı diye aranmaya başladı. 

        "Üstü kalsın kardeşim"dedim.

        Döndü bana doğru

        "Vaktin varmı ağabey ?" dedi.

        "Evet" dedim (tek ayağım hala dışarda)

         Dörtlülere bastı, trafik dört şerit akıyor, indi araçtan. Önde bir büfe var. Gitti oraya, bir şeyler konuşup geldi. Bana 25 Krş uzattı. Belli ki para bozdurmuş.

         "Birader" dedim,"9.75 değil, 10.50 yazssa istermiydin 50 krş.benden?"

         -Ne alacağım ağabey 50 krş.u

         -Peki niye gittin 25 krş. için o kadar uğraştın. üstü kalsın demiştim.

          Döndü bana, attı kolunu arkaya :

         -Vaktin varmı ağabey

         -Var

         -Çek kapıyı o zaman

         Muhabbetçi bir taksici ile karşı karşıyayız.

         5 dk.konuştuk. İngiltere'de profösüründen, bilmem kiminden eğitimler aldım. O taksicinin 5 dk.da öğrettiklerini, ingiliz hocalar haftalarca verdikleri derslerde öğretemediler.

        Ağabey biz Keçiören'de 5 kardeşiz. Babam rençberdi benim, günlük yevmiyeye giderdi; artık inşaat falan bulursa çalışır gelir, o gün iş bulamamışsa, biz eve gelişinden, yüzünden anlardık. Durumumuz hiç iyi olmadı. Akşam yer sofrasında yemek yerdik.Yemek bitince babam bize"Durun kalkmayın" derdi. Önce dua ederdik sonra babam bize sofrada konuşma yapardı.

          "Aha" dedim,"Bizim meslek", seminerci.

          - Ne anlatırdı baban

           

          - Hayattta nasıl başarılı olunur ?  


 
            O gün inşaata çağırmazlarsa eve para getiremiyor, sonra çocuklara hayatta başarı teknikleri anlatıyor.

            -Babam işe gidince büyük ağabeyimiz onu taklit ederdi, delik bir çorapla pantalonun ceplerini çıkarır, dört kardeşi karşısına alıp "Dürüst olun, evinize haram lokma sokmayın" diye anlatırken , biz de gülerdik. Annem kızardı,"Babanızla alay etmeyin. O, hem dürüst hem de çalışkandır" derdi. Yan evde iki kardeş var, onların babası zengin. Babaları  birahane işletiyor, ama adamda her numara vardı, kumar falan oynatırdı. Bizim yeni hiç bir şeyimiz olmadı, hep o ikisinin eskilerini kullandık. O amca mahalleden geçerken biz 5 kardeş ayağa kalkardık, çünkü bize bahşiş verirdi. Babam eve gelince ayağa kalkmazdık. Çünkü hediye, para falan hak getire. Ağabey biz babamı kaybettik. Altı ay içinde yandaki baba da öldü. yandaki baba iki çocuğa 5 katlı bir apartıman, işleyen birahane, dövizler ve araziler bıraktı. Bizim baba ne bıraktıbiliyormusunuz ?

            -Ne bıraktı ?

            -Bakkal veresiyesi ve konuşmalarını bıraktı : "Evladım işinizi dürüst yapın, hakkınız olmayan parayı almayın..."falan filan. Ağabey aradan 15 yıl geçti, diğer 2 kardeş cezaevindeler, ne ev kaldı ne birahane. Ailesi dağıldı.

             Biz 5 kardeş, beşimizin Keçiören de taksi durağında birer taksisi var hepimizin birer ailesi, çoluk çocuğu, hepimizin birer dairesi var. Geçenlerde büyük ağabeyimiz bizi topladı ve dedi ki :

             "Asıl mirası  bizim baba bırakmış."

              Hepimiz ağladık. 5 kardeş taksiciliğe başladığımızdan beri, taksimetrenin yazmadığı 10 krş.u evimize sokmadık. Her şeyimiz var Allah'a şükür.

               Çok duygulandım, veda ettim, tam ineceğim :

               -Dur ağabey, asıl bomba şimdi.

               -Nedir bomban ?

               -Nerede oturuyoruz biliyormusun ? O iki kardeşin oturduğu 5 katlı apartmanı biz aldık. 5 kardeş orada oturuyoruz.


 
               Evladınıza ne araba bırakırsınız, ne ev, ne de başka bir miras. Evlada sadece değer kavramları bırakırsınız. Bakın iki baba da evlatlarına değer kavramları bırakmışlar.
28 HARFTEN 28 DERS 

A limlerin sustuğu veya görevlerini yapmadığı yerde cahillerin,kasıtlı hareket eden bedbahtların cüretleri artar,sesleri yükselir

B ağımsız olun, güçlenirsiniz.
... 
evapsız sorularınız olsun, aramayı denersiniz.

Ç ay demleyin, tatmayı öğrenirsiniz.

D eneyin, şansınızı açarsınız.

E liniz açık olsun, paylaşmayı bilirsiniz.

F ark edin, farklı olursunuz.

G ülümseyin, gülümsetirsiniz.

H asta ziyaret edin,iyileştirirsiniz.

I şıkları yakın, aydınlatırsınız.

İ ncitmeyin, incinmezsiniz.

K eyif alın, keyif verirsiniz.

L okum yiyin, dişleriniz bayram eder.

M asum kalın, kaygılanmazsınız.

N ane koklayın, ferahlarsınız.

O kuyun, öğrenirsiniz.

Ö zleyin, kavuşursunuz.

P aylaşın, çoğalırsınız.

R
 ahat olun, rahatlatırsınız.

S evin, sevilirsiniz.

Ş arkı söyleyin, sesinizle barışırsınız.

T alihinize güvenin, denemekten korkmazsınız.

U ykunuzu azaltın, daha uzun yaşarsınız.

Ü zmeyin, üzülmezsiniz.

azgeçmeyin, zafere ulaşırsınız.

Y ıldızları sayın, onlardan biri olursunuz.

Z amanı iyi kullanın, kazanırsınız.

Bir Babadan Çocuklarına Mutluluk Reçetesi...




Baba ve iki küçük çocuğu ormanda gezintiye çıkmışlardı. Bir süre yürüdükten sonra çocuklardan biri, “Baba, çok yoruldum” dedi. “Beni kucağına alır mısın?”
Baba yürümeyi sürdürerek yanıtladı oğlunu:
“Üzgünüm, seni kucağıma alamam” dedi. “Ben de çok yorgunum.”

Çocuk aldığı yanıttan hoşlanmamıştı, bu kez ağlamaya başladı.
Baba tek sözcük söylemeden durdu ve ağaçtan bir dal kesti. 
Dalı bıçakla düzeltti ve oğluna verdi.
“Al oğlum, sana güzel bir at” dedi. 

Çocuğun gözleri mutlulukla ışıldadı. Büyük bir coşkuyla sıçrayarak ata bindi ve atına vurarak evine doğru yürümeye başladı.

Baba kendilerini şaşkınlıkla izleyen kızına döndü bu kez:
“İşte yaşam budur kızım” dedi. “Kimi zaman sen de ruhsal ya da bedensel açıdan yorgun olduğunu duyumsayabilirsin. İşte o zaman sen de kendine ağaç dalından bir at bul ve mutluluk içinde sürdür yolunda ilerlemeni...”

Sonra da tane tane açıkladı sözlerini:
“Bu at bir arkadaş, bir şarkı, bir şiir, bir çiçek, belki de bir çocuğun gülümsemesi olabilir. Çevresine bakınıp böyle bir atı arayan herkes onu bulabilir” dedi ve bir de öğüt verdi kızına:
“Yaşamın ne denli zor olduğunu düşünürsen, senin için yaşam o denli zorlaşır.”