28 HARFTEN 28 DERS
A limlerin sustuğu veya görevlerini yapmadığı yerde cahillerin,kasıtlı hareket eden bedbahtların cüretleri artar,sesleri yükselir
B ağımsız olun, güçlenirsiniz.
...
C evapsız sorularınız olsun, aramayı denersiniz.
Ç ay demleyin, tatmayı öğrenirsiniz.
D eneyin, şansınızı açarsınız.
E liniz açık olsun, paylaşmayı bilirsiniz.
F ark edin, farklı olursunuz.
G ülümseyin, gülümsetirsiniz.
H asta ziyaret edin,iyileştirirsiniz.
I şıkları yakın, aydınlatırsınız.
İ ncitmeyin, incinmezsiniz.
K eyif alın, keyif verirsiniz.
L okum yiyin, dişleriniz bayram eder.
M asum kalın, kaygılanmazsınız.
N ane koklayın, ferahlarsınız.
O kuyun, öğrenirsiniz.
Ö zleyin, kavuşursunuz.
P aylaşın, çoğalırsınız.
R ahat olun, rahatlatırsınız.
S evin, sevilirsiniz.
Ş arkı söyleyin, sesinizle barışırsınız.
T alihinize güvenin, denemekten korkmazsınız.
U ykunuzu azaltın, daha uzun yaşarsınız.
Ü zmeyin, üzülmezsiniz.
V azgeçmeyin, zafere ulaşırsınız.
Y ıldızları sayın, onlardan biri olursunuz.
Z amanı iyi kullanın, kazanırsınız.
19 Ocak 2012 Perşembe
Bir Babadan Çocuklarına Mutluluk Reçetesi...
Baba ve iki küçük çocuğu ormanda gezintiye çıkmışlardı. Bir süre yürüdükten sonra çocuklardan biri, “Baba, çok yoruldum” dedi. “Beni kucağına alır mısın?”
Baba yürümeyi sürdürerek yanıtladı oğlunu:
“Üzgünüm, seni kucağıma alamam” dedi. “Ben de çok yorgunum.”
Çocuk aldığı yanıttan hoşlanmamıştı, bu kez ağlamaya başladı.
Baba tek sözcük söylemeden durdu ve ağaçtan bir dal kesti.
Dalı bıçakla düzeltti ve oğluna verdi.
“Al oğlum, sana güzel bir at” dedi.
Çocuğun gözleri mutlulukla ışıldadı. Büyük bir coşkuyla sıçrayarak ata bindi ve atına vurarak evine doğru yürümeye başladı.
Baba kendilerini şaşkınlıkla izleyen kızına döndü bu kez:
“İşte yaşam budur kızım” dedi. “Kimi zaman sen de ruhsal ya da bedensel açıdan yorgun olduğunu duyumsayabilirsin. İşte o zaman sen de kendine ağaç dalından bir at bul ve mutluluk içinde sürdür yolunda ilerlemeni...”
Sonra da tane tane açıkladı sözlerini:
“Bu at bir arkadaş, bir şarkı, bir şiir, bir çiçek, belki de bir çocuğun gülümsemesi olabilir. Çevresine bakınıp böyle bir atı arayan herkes onu bulabilir” dedi ve bir de öğüt verdi kızına:
“Yaşamın ne denli zor olduğunu düşünürsen, senin için yaşam o denli zorlaşır.”
İşte Sana 20 Kr
çocuk Okuldan Yeni Gelmişti. Annesi Her Zamanki Gibi Telaşlıydı Yine Birşeylerle İlgileniyordu. Çocuk Anne Biraz Konuşabilir Miyiz Dedi
anne Her Zaman Ki Gibi Kızarak Oğlum Hadi Odana Dedi
çocuk Boynu Bükük Bir Şekilde Odasına Çıktı.
akşam Oldu Babası İşten Geldi
baba Bana 10 Krş Verir Misin Dedi. Baba Kızgın Bir Şekilde Ben Sabahtan Akşama Kadar Çalışıyorum. 20 Krş Kazanmak İçin 1 Saat Çalışıyorum. Ne Yapacaksın Bu Kadar Parayı Hadi Odana Diyerek Çocuğu Odasına Gönderdi. Sonra Sakin Kafayla Biraz Düşündükten Sonra Çocuğuna Haksızlık Yaptığını Fark Etti. Çocuğun Odasın Çıkıp Onu Öptü Ve Kokladı. Çocuğun Sana Bağırdığım İçin Özür Dilerim Dedi. Buğün İşlerin Çok Yoğun Olduğunu Bu Yüzden Biraz Sinirli Olduğunu Söyledi.
hani İstemiştin Ya İşte Sana 10 Krş Dedi. Çocuk Sevinç İçinde Yatağından Doğruldu Ve Yastığının Altındaki Paraları Çıkardı.
baba Bu Defa Çok Çok Kızmıştı. Mademki Paran Var Neden Benden Para İstiyorsun Dedi .
çocuk Paraları Saydı Tamı Tamına 20 Krş Şimdi Bana Bir Saatini Ayırır Mısın Babacığım Dedi
çocuk Okuldan Yeni Gelmişti. Annesi Her Zamanki Gibi Telaşlıydı Yine Birşeylerle İlgileniyordu. Çocuk Anne Biraz Konuşabilir Miyiz Dedi
anne Her Zaman Ki Gibi Kızarak Oğlum Hadi Odana Dedi
çocuk Boynu Bükük Bir Şekilde Odasına Çıktı.
akşam Oldu Babası İşten Geldi
baba Bana 10 Krş Verir Misin Dedi. Baba Kızgın Bir Şekilde Ben Sabahtan Akşama Kadar Çalışıyorum. 20 Krş Kazanmak İçin 1 Saat Çalışıyorum. Ne Yapacaksın Bu Kadar Parayı Hadi Odana Diyerek Çocuğu Odasına Gönderdi. Sonra Sakin Kafayla Biraz Düşündükten Sonra Çocuğuna Haksızlık Yaptığını Fark Etti. Çocuğun Odasın Çıkıp Onu Öptü Ve Kokladı. Çocuğun Sana Bağırdığım İçin Özür Dilerim Dedi. Buğün İşlerin Çok Yoğun Olduğunu Bu Yüzden Biraz Sinirli Olduğunu Söyledi.
hani İstemiştin Ya İşte Sana 10 Krş Dedi. Çocuk Sevinç İçinde Yatağından Doğruldu Ve Yastığının Altındaki Paraları Çıkardı.
baba Bu Defa Çok Çok Kızmıştı. Mademki Paran Var Neden Benden Para İstiyorsun Dedi .
çocuk Paraları Saydı Tamı Tamına 20 Krş Şimdi Bana Bir Saatini Ayırır Mısın Babacığım Dedi
18 Ocak 2012 Çarşamba
KISSADAN HİSSE
Bilge der ki!
Yüz'de ısrar etme,
"Doksan da olur".
İnsan dediğin,
"Noksan da olur".
Bir ben varım deme,
"Yoksan da olur".
Hatasız Dost Arayan,
"Dosttan da olur".
**********************
hikaye...
I. Kıssa
Avrupa'nın ünlü sanat merkezilerinden birinde, çocuğun biri, vitrinde çok
hoş bir tablo görür. Tablonun bedeli oldukça yüksektir. Çocuk bu tabloyu
bir sonraki sene abisinin doğum gününe almayı ister ve bir iş bulup kıt
kanaat geçinerek biriktirdiği tüm para ile mağazaya gider.
Şanslıdır, tablo hala satılmamıştır. İçeri girer, tabloyu bir süre yakından
izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur ve; "Abimin doğum günü için bu
resmi satın almak istiyorum, tüm param da bu kadar" der.
Ressam bir süre düşündükten sonra resmi paketler ve çocuğa satar. Çocuk
paketini alır ve teşekkür ederek çıkar.Mağazada adamın arkadaşları da vardır
ve şaşkın şaşkın sorarlar: "Sen ne yaptın, o resmin değeri milyonlar
ederdi.
Neden bu kadar düşük bir rakama sattın?"
Ressam cevap verir: "Evet, ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan
bulabilirdim, ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kişi
bulabilirdim?..."
Sözün Özü: Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyor, fakat hiçbir şeyin
değerini bilmiyorlar.
Yüz'de ısrar etme,
"Doksan da olur".
İnsan dediğin,
"Noksan da olur".
Bir ben varım deme,
"Yoksan da olur".
Hatasız Dost Arayan,
"Dosttan da olur".
**********************
hikaye...
I. Kıssa
Avrupa'nın ünlü sanat merkezilerinden birinde, çocuğun biri, vitrinde çok
hoş bir tablo görür. Tablonun bedeli oldukça yüksektir. Çocuk bu tabloyu
bir sonraki sene abisinin doğum gününe almayı ister ve bir iş bulup kıt
kanaat geçinerek biriktirdiği tüm para ile mağazaya gider.
Şanslıdır, tablo hala satılmamıştır. İçeri girer, tabloyu bir süre yakından
izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur ve; "Abimin doğum günü için bu
resmi satın almak istiyorum, tüm param da bu kadar" der.
Ressam bir süre düşündükten sonra resmi paketler ve çocuğa satar. Çocuk
paketini alır ve teşekkür ederek çıkar.Mağazada adamın arkadaşları da vardır
ve şaşkın şaşkın sorarlar: "Sen ne yaptın, o resmin değeri milyonlar
ederdi.
Neden bu kadar düşük bir rakama sattın?"
Ressam cevap verir: "Evet, ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan
bulabilirdim, ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kişi
bulabilirdim?..."
Sözün Özü: Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyor, fakat hiçbir şeyin
değerini bilmiyorlar.
EĞİTİM BUDUR
Yaşlı adam lisenin tam karşısında bahçeli şirin bir ev satın almıştı. Karısıyla birlikte son yıllarını huzur içinde yaşamak istiyorlardı...
Taşındıklarının ilk birkaç haftasını huzur içinde geçirdiler. Ancak ders yılı başlar başlamaz her şey değişti. Çünkü dersten çıkan bir grup öğrenci, sokak boyunca dizili tüm çöp bidonlarını sırayla tekmeliyor, çıkan sese çığlıklarını katıp müthiş gürültü yapıyorlardı. Bu çekilmez gürültüye yaşlı karı koca ancak birkaç gün dayanabildiler... Bir sabah Lise Müdürü’ne çıktılar, olayı anlattılar:
“Lütfen ilgilenin” diye de ricada bulundular. Değişen bir şey olmayınca, polise şikayet ettiler. O hafta boyunca polis tüm sokağı denetime aldı. Fakat polisler sokaktan çekilir çekilmez, çocuklar öyle bir bağırmaya ve bidonları tekmelemeye başladılar ki, yaşlı adamla karısı neredeyse eski günlerini arar hale geldiler. Yedi çocuk babası dostu işte tam o sırada telefon etti.
Yaşlı adam o kadar doluydu ki, hâl hatırdan hemen sonra çocukları şikayete başladı. Dostu, yedi çocuk büyütmüş olmanın tecrübesiyle bir tavsiyede bulundu: “Tavsiyemi aynen uygulayabilirsen huzura kavuşursun” dedi.
Yaşlı adamın başka çaresi yoktu. Öğrendiği yöntemi uygulayacaktı...
Ertesi gün, tam da çocukların gürültüyle sokaktan geçtikleri saatte bahçeye çıktı. Çocuklar yaşlı adama hiç aldırmadan bidonları tekmelemeyi sürdürdüler.
Yaşlı adam ise her şey yolundaymış gibi gülümseyerek seyrediyordu. Tam önünden geçerlerken, çocukları durdurdu.
Elebaşı oldukları anlaşılan iki çocuğun gözlerinin içine gülümseyerek: “Hepiniz çok iyi çocuklarsınız” dedi, “tıpkı gençliğime benziyorsunuz. Ben de sizin yaşlardayken gürültü çıkarmaktan hoşlanırdım. Ama bunun ödüllendirilmesi lâzım. Eğer her gün bu saatte gürültü yaparsanız, size bir dolar vereceğim.”
Bu teklif çocukların çok hoşuna gitti. O günden sonra çöp bidonlarını daha büyük bir istekle tekmelediler, daha dayanılmaz biçimde gürültü ettiler. Birkaç gün sonra yaşlı adam, tekrar çocukların karşısına çıktı: “Çocuklar” dedi, “biliyor musunuz bu ay enflasyon yükselmiş; bu durumdan en çok biz emekliler etkileniriz.”
“Yani?” diye sordu çocuklardan biri, “ne demeye çalışıyorsunuz?”
“Bundan böyle size bir dolar yerine yarım dolar verebileceğimi söylemeye çalışıyorum, çünkü enflasyon gelirimi azalttı.”
Çocuklar bu durumdan pek hoşlanmadılar, ama razı oldular. Artık elli sent karşılığında sokaktaki çöp bidonlarını tekmeliyorlardı. Derken yaşlı adam, bir süre sonra bir kez daha karşılarına çıktı:
“Kötü haber” dedi, “bu ay da enflasyon yüksek çıktı. Anlayacağınız gelir kaybım arttı. Bundan sonra ne yazık ki sadece yirmi beş sente bidonları tekmeleyeceksiniz.”
Gruba önderlik eden iki çocuk kendi aralarında tartışıp bir karar verdiler:
“Bu imkânsız bayım. Günde yirmibeş sente bu zor işi kimseye yaptıramazsınız. Gücenmeyin, ama biz işi bırakıyoruz.”
Yaşlı adamla karısı o günden sonra bahçeli evlerinde huzurlu ve mutlu bir hayat yaşadılar.
Taşındıklarının ilk birkaç haftasını huzur içinde geçirdiler. Ancak ders yılı başlar başlamaz her şey değişti. Çünkü dersten çıkan bir grup öğrenci, sokak boyunca dizili tüm çöp bidonlarını sırayla tekmeliyor, çıkan sese çığlıklarını katıp müthiş gürültü yapıyorlardı. Bu çekilmez gürültüye yaşlı karı koca ancak birkaç gün dayanabildiler... Bir sabah Lise Müdürü’ne çıktılar, olayı anlattılar:
“Lütfen ilgilenin” diye de ricada bulundular. Değişen bir şey olmayınca, polise şikayet ettiler. O hafta boyunca polis tüm sokağı denetime aldı. Fakat polisler sokaktan çekilir çekilmez, çocuklar öyle bir bağırmaya ve bidonları tekmelemeye başladılar ki, yaşlı adamla karısı neredeyse eski günlerini arar hale geldiler. Yedi çocuk babası dostu işte tam o sırada telefon etti.
Yaşlı adam o kadar doluydu ki, hâl hatırdan hemen sonra çocukları şikayete başladı. Dostu, yedi çocuk büyütmüş olmanın tecrübesiyle bir tavsiyede bulundu: “Tavsiyemi aynen uygulayabilirsen huzura kavuşursun” dedi.
Yaşlı adamın başka çaresi yoktu. Öğrendiği yöntemi uygulayacaktı...
Ertesi gün, tam da çocukların gürültüyle sokaktan geçtikleri saatte bahçeye çıktı. Çocuklar yaşlı adama hiç aldırmadan bidonları tekmelemeyi sürdürdüler.
Yaşlı adam ise her şey yolundaymış gibi gülümseyerek seyrediyordu. Tam önünden geçerlerken, çocukları durdurdu.
Elebaşı oldukları anlaşılan iki çocuğun gözlerinin içine gülümseyerek: “Hepiniz çok iyi çocuklarsınız” dedi, “tıpkı gençliğime benziyorsunuz. Ben de sizin yaşlardayken gürültü çıkarmaktan hoşlanırdım. Ama bunun ödüllendirilmesi lâzım. Eğer her gün bu saatte gürültü yaparsanız, size bir dolar vereceğim.”
Bu teklif çocukların çok hoşuna gitti. O günden sonra çöp bidonlarını daha büyük bir istekle tekmelediler, daha dayanılmaz biçimde gürültü ettiler. Birkaç gün sonra yaşlı adam, tekrar çocukların karşısına çıktı: “Çocuklar” dedi, “biliyor musunuz bu ay enflasyon yükselmiş; bu durumdan en çok biz emekliler etkileniriz.”
“Yani?” diye sordu çocuklardan biri, “ne demeye çalışıyorsunuz?”
“Bundan böyle size bir dolar yerine yarım dolar verebileceğimi söylemeye çalışıyorum, çünkü enflasyon gelirimi azalttı.”
Çocuklar bu durumdan pek hoşlanmadılar, ama razı oldular. Artık elli sent karşılığında sokaktaki çöp bidonlarını tekmeliyorlardı. Derken yaşlı adam, bir süre sonra bir kez daha karşılarına çıktı:
“Kötü haber” dedi, “bu ay da enflasyon yüksek çıktı. Anlayacağınız gelir kaybım arttı. Bundan sonra ne yazık ki sadece yirmi beş sente bidonları tekmeleyeceksiniz.”
Gruba önderlik eden iki çocuk kendi aralarında tartışıp bir karar verdiler:
“Bu imkânsız bayım. Günde yirmibeş sente bu zor işi kimseye yaptıramazsınız. Gücenmeyin, ama biz işi bırakıyoruz.”
Yaşlı adamla karısı o günden sonra bahçeli evlerinde huzurlu ve mutlu bir hayat yaşadılar.
ANNE HEYKELİ
Amerika'nın ünlü doğa parkı Yellowstone National Park'ta çıkan bir yangın sonrası görevliler hasar tespit çalışmaları için ormanda geziyorlardı.
Görevlilerden biri bir ağacın dibinde küller içinde neredeyse kömürden bir heykele dönüşmüş bir kuş gördü. Görevli, elindeki çubukla hafifçe dokundu kömürleşmiş kuşa dokunur dokunmaz kuşun kanatları altından üç küçük kuş yavrusunun cıvıldayarak çıktığını gördü.
Anne kuş gelen tehlikeyi fark ederek, yavrularını bir ağacın arkasına getirmiş, kendisinin yanacağını bile bile onları kanatlarının altında saklamıştı. Yangın yayılmadan, çok rahatlıkla uçup oradan uzaklaşması mümkün iken, yavrularının yanında kalmayı tercih etmişti.
Alevler bulunduğu yere varıp küçücük bedenini kavurmaya başladığında, hiç kıpırdamadan kalmıştı. Bedeni yanıp kavrulmuştu; ama geriye hiç ölmeyecek bir "Anne Heykelii" bırakmıştı.
Görevlilerden biri bir ağacın dibinde küller içinde neredeyse kömürden bir heykele dönüşmüş bir kuş gördü. Görevli, elindeki çubukla hafifçe dokundu kömürleşmiş kuşa dokunur dokunmaz kuşun kanatları altından üç küçük kuş yavrusunun cıvıldayarak çıktığını gördü.
Anne kuş gelen tehlikeyi fark ederek, yavrularını bir ağacın arkasına getirmiş, kendisinin yanacağını bile bile onları kanatlarının altında saklamıştı. Yangın yayılmadan, çok rahatlıkla uçup oradan uzaklaşması mümkün iken, yavrularının yanında kalmayı tercih etmişti.
Alevler bulunduğu yere varıp küçücük bedenini kavurmaya başladığında, hiç kıpırdamadan kalmıştı. Bedeni yanıp kavrulmuştu; ama geriye hiç ölmeyecek bir "Anne Heykelii" bırakmıştı.
GARİP BİR MESLEKTİR ÖĞRETMENLİK
Her ne kadar burada sözü edilen kişileri de biz yetiştirmiş olsakta bu memlekette bizden başka sorumluluk alacak yok mu?
GARİP BİR MESLEK ÖĞRETMENLİK...
Toplumsal statümüz düşük olduğu için herkesçe üstümüzden proje üretilir durulur. İKS ile veli ve öğrenci bizleri değerlendirir oldu. Tamam olsun ama bu iş sadece öğretmenlerle sınırlı kalmasın.
**Trafik kazalarında şampiyonuz ve Hergün Trafik kazasından 6 kişi ölüyor.Not verin
**6 Şiddetinde depremde binalar yıkılıyor. Mühendise not verin (...) Bu binalara izin veren... Belediye imar çalışanlarına not verin (...)
**At ve domuz eti yiyoruz. Zabıtaya ne not verirdiniz? (...)
**Dışarıdan buğday ve et alıyoruz. Et fiyatları altına endekslendi. Tar-Gel personeline not veriniz lütfen (...)
**20 yıldan bu yana doçent ve profesör ünvanını taşıyıp, herhangi bir buluşu olmayan akademisyene not versek nasıl olur? (...)
**Her gittiğimizde bizlerden röntgen ve tomografi dahil birsürü test ve tahlil isteyen doktorları da unutmayalım. Onlara ne not verdiniz...
Görevi sırasında denetlenen tek meslek öğretmenliktir. Siz bir doktorun muayene sırasında, avukatın bir dava sırasında, bankacının ödeme yaptığı sırada, hemşirenin iğne yaparken, ebe nin doğum yaptırırken, polisin ceza keserken, askerin savaşırken denetlendiğini gördünüz mü. Kişiler değil kurumlar denetlenir. Ama ne hikmetse öğretmen ders işlerken denetlenir. Marmara depreminde 50 bin kişi, Van depreminde yaklaşık 1000 kişi hayatını kaybettiyse denetlenmesi gerekenlerin denetlenmediğinin en büyük göstergesi değil midir bu.
"İşte tatili ve mesaisi herkesçe dile dolanan bir garip öğretmenim ben." dedikleri bu olsa gerek.
GARİP BİR MESLEK ÖĞRETMENLİK...
Toplumsal statümüz düşük olduğu için herkesçe üstümüzden proje üretilir durulur. İKS ile veli ve öğrenci bizleri değerlendirir oldu. Tamam olsun ama bu iş sadece öğretmenlerle sınırlı kalmasın.
**Trafik kazalarında şampiyonuz ve Hergün Trafik kazasından 6 kişi ölüyor.Not verin
**6 Şiddetinde depremde binalar yıkılıyor. Mühendise not verin (...) Bu binalara izin veren... Belediye imar çalışanlarına not verin (...)
**At ve domuz eti yiyoruz. Zabıtaya ne not verirdiniz? (...)
**Dışarıdan buğday ve et alıyoruz. Et fiyatları altına endekslendi. Tar-Gel personeline not veriniz lütfen (...)
**20 yıldan bu yana doçent ve profesör ünvanını taşıyıp, herhangi bir buluşu olmayan akademisyene not versek nasıl olur? (...)
**Her gittiğimizde bizlerden röntgen ve tomografi dahil birsürü test ve tahlil isteyen doktorları da unutmayalım. Onlara ne not verdiniz...
Görevi sırasında denetlenen tek meslek öğretmenliktir. Siz bir doktorun muayene sırasında, avukatın bir dava sırasında, bankacının ödeme yaptığı sırada, hemşirenin iğne yaparken, ebe nin doğum yaptırırken, polisin ceza keserken, askerin savaşırken denetlendiğini gördünüz mü. Kişiler değil kurumlar denetlenir. Ama ne hikmetse öğretmen ders işlerken denetlenir. Marmara depreminde 50 bin kişi, Van depreminde yaklaşık 1000 kişi hayatını kaybettiyse denetlenmesi gerekenlerin denetlenmediğinin en büyük göstergesi değil midir bu.
"İşte tatili ve mesaisi herkesçe dile dolanan bir garip öğretmenim ben." dedikleri bu olsa gerek.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)